nurettindemir.com - Haberler
CHP’li Demir; Bütçe uygulamalarında israf ve adaletsiz uygulamalar her yıl artmaktadır
CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir TBMM’de görüşmeleri süren 2018 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı üzerine partisi adına söz alarak ‘Yürütme’ 14. Madde üzerine görüşlerini açıkladı

Demir: ‘’Biraz önce  4 Kulüple ilgili Avrupa düzeyindeki endişelerini belirten MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’ya şunu söyleyeyim: Bırakın büyük 4 kulüple ilgili, bugün illerdeki okul sporlarında 1'inci olan takımlara günlük verilmesi gereken 35 lira normal harcırah "Ödenek yok, paramız yok." diye verilemiyor. Tabii ki zar zor o noktaya gelmiş olan gariban çocukları, maalesef, iller arasında gidemiyorlar. Tabandaki durumları da özellikle belirtmek için bunu söyledim’’ dedi.

            CHP ‘li Demir konuşmasına şu şekilde devam etti: Bütçe Hakkı TBMM hakkıdır. Uygulama yükümlülüğü görüşmeler, tartışmalar ve oylamalardan sonra Hükümete teslim edilir. O nedenle kanunların yapılması çok önemlidir. Özellikle Bütçe kanunları da hayati yasalardandır. Gerek CHP, Gerek diğer siyasi partiler bu kanun üzerinde görüşlerini açıkladılar, önemli konuşmalar, tartışmalar yaptılar. Nihayet 14. madde, yürütme yani uygulama maddesine geldik.

Yürütme’nin o güzelim Türkçede iki anlamı var: Bir "yürütme", bir de "yürütme(!)"bunu artık sizin takdirinize bırakıyorum

                Demir;  Sonuç olarak 12 gün sonra yürürlüğe girecek bu yasanın uygulamasında öncelikle ustalık, bilgi ve beceri gerekir. Hukuka, hakka uygunluğu hem kendi içinde denetlenmeli, hem de Sayıştay denetimleri çok değerlidir. CHP grubu olarak biz, hem uygulamaları hem de denetimleri yakından izleyeceğiz. Yürütme’nin o güzelim Türkçede iki anlamı var: Bir "yürütme", bir de "yürütme(!)"bunu artık sizin takdirinize bırakıyorum. Bütçe uygulamalarında israf en önemli hastalıktır. Kulun hakkını korumaya, çarçur ettirmemeye çalışacağız.

Bütçede denetim dışında kalan harcama kalemleri, asıl tartışmalı ve sorunlu kısımlardır. Bu kalemler denetim dışı kaldığı için bütçeler sorunlu ve hastalıklı kılmaktadır

Adaletsizliklerden ve hastalıklardan bütçeleri kurtarmalıyız!

            Bütçe uygulamalarında israf ve adaletsiz uygulamalar  her yıl artmaktadır. Maalesef geçmişte de çok karşılaştığımız ciddi bir sorundur. Örnek, Bazı Bakanlıkların Belediyelere yardım kalemleri var. Yandaş belediyelere 10 kat yardım yaparken bazılarına koklatılıyor geri kalanlara da zırnık verilmiyor. Bu tür adaletsizliklerden ve hastalıklardan bütçeleri kurtarmalıyız. Daha objektif kriterler getirmeliyiz. Bütçeleri keyfiyetten arındırmalıyız.

763 milyarlık bu bütçeden Halkımız Ne bekliyor ?

            Taşeron işçilerin yüzü gülecek mi? Taşeron işçiler için kadro verileceği ve KHK ile yapılacağı anlaşılıyor. Bu uygulama büyük adaletsizlik olduğu için mi Meclise getirilmiyor?

Getirin gece gündüz çalışalım, yılbaşına kadar çıkartalım. Sendikalardan, emek dünyasından, kamuoyundan ve meclisten kaçırılan bu yasa eksik ve topal çıkacaktır.

Emekliler oh! deyip rahat bir nefes alabilecekler mi?

Üniversitelerden, kurumlardan haksız yere uzaklaştırılan mağdurların beklentileri karşılanacak mı?

Bu bütçe Cezaevlerinde üst üste yatan 250 bine yakın kader kurbanı ve onların yakınlarına bir umut olacak mı?

5 milyona yaklaşan işsizin beklentilerini ne kadarının karşılanacak?

Çiftçiler, köylüler, çobanlar, orman işçileri hatta Yörükler, muhtarların gözü bu bütçede...

Muğla Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere, yaz nüfusu 3-4 kata ulaşan ilçe belediyeleri daha iyi ve daha hızlı hizmet verebilmek için dün akşamda size sorduğum gibi sizden beklentileri var.

350 bin dolayında atanamayan öğretmen, 45 bin dolayında Ziraat Mühendisi, nice üniversite mezunları ve 500 bine yaklaşan sağlık çalışanlarının yüreklerine su serpecek mi?

İki bine yaklaşan SMA’lı yani Spinal müsküller atrofilli yavrularımız, binlerce lösemili, kanserli çocuğumuz ve daha nice acı çeken hastamız ile ailelerin umut olacak mı?

Çapa’da güneş batıyor bir akşam daha…

Bakın bugünlerde sosyal medyada dolaşan, doktor yetiştiren, hastasına şifa dağıtan Çapa Tıp Fakültesi’nden bir profesörün üniversitelerin ve sağlık sistemlerinin ne duruma düşündüğünü anlatan yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çapa’da güneş batıyor bir akşam daha..

Hüzünlüdür akşamları hastanelerin…

Hekim olmaya ilk adım attığım yuvam burası benim.

İlk hastam… ilk sondam… ilk dikişim…

190 yıl önce kurulan ülkenin ilk Tıp Fakültesi…

Babamın okulu…

Hocalarımızın hocalarını yetiştiren akademi…

Her nesille giderek gelişen, modernleşen, ülkemizin ışıldayan bilim ocağı…

Yurdun her köşesinde… komşu ülkelerde... derdine çare bulunamayan insanların şifa kapısı…

Burası Çapa..

Bugünlere gelmesinde o kadar çok kişinin emeği var ki..

Ama son yıllarda bu yuva gözlerimizin önünde eriyor..

Avuçlarımızın arasından kayıp gidiyor sanki..

Çapa zor durumda..

Çapa çok zor durumda..

Borç batağında..

Borçlarını 36 ay geriden zar zor ödeyebiliyor..

İşin en acısı ne biliyor musunuz?

Çalışmadığımız için değil.. Çalıştığımız için batıyoruz.

            Bir safra kesesi ameliyatı yaptığımızda devletin hastaneye ödediği para 1100 TL.. Ama o ameliyat bize en iyimser şartlarda 1800 TL ye mal oluyor.. Yani derdinden kurtardığımız her hasta da 700 TL zarar ediyoruz.

            Devletin her hizmet için hastaneye ödediği bir fiyat var ve bu fiyatlar yıllardır değişmedi. Oysa kullandığımız malzemelerin fiyatı defalarca katladı…

Yani devlet bize diyor ki;

Pahalı tedavileri sakın uygulama, sakın ameliyat yapma. Yapmak zorunda kalırsan ilçe devlet hastanelerinde bile yapılabilen basit ameliyatları kabul et…

            Sadece muayene yap… hızlı hızlı... Fazla tetkik isteme… Fakültenin ayakta kalabilmesinin belki de tek yolu muayene yapmak…

Hastaya bir faydası yok ama zarar ettirmiyor. Ne kadar çok muayene yaparsan, ne kadar az tetkik istersen o kadar kazanırsın diyor devlet…

Ama burası Çapa, biz her türlü baskıya rağmen, halkımızın en modern tedavi yöntemlerinden faydalanmaya devam etmesi için elimizden geleni yapıyoruz.

Bu nedenle her yıl giderek daha zor duruma düşüyoruz…

Sonunda şelale olan bir ırmakta sürüklenen bir sandalda gidiyor gibiyiz.

Hepimiz kaçınılmaz sonu görüyoruz.

           

Bakın, şimdiye kadar hep eleştire geldiğimiz, çatısı akan servislerden, su basan ameliyathanelerden, çökmek üzere olduğu için son anda terk ettiğimiz binalardan, sırf kamuoyu mutlu olsun diye kapasitesinin 4-5 katına çıkarılan öğrenci sayısından filan söz etmiyorum…

            Türk ve dünya tıbbına sayısız katkıları olmuş… Kaç nesil hocalarımızın emeğiyle bugüne gelmiş bir mabedin çöküşünden bahsediyorum.

Çapa çöküyor diyorum...

Artık başka yerde çare bulamadığınız dertlerinize çare olan Çapa olmayacak..

Cerrahpaşa, Ege, Dokuz Eylül, Akdeniz, Çukurova, On dokuz Mayıs da olmayacak..

O berbat hastane şartlarında bulunmaya yarım saat dayanamayan insanlar sağlık çalışanlarının orada bir ömür tükettiğini göremiyorlar.

Halkın sağlığını geri dönülmez bir şekilde tehlikeye atan bu çarpık sağlık sisteminin tek sorumlusunun onlar olduğunu düşünüyorlar.

Her gün her kanalı kullanarak sağlık çalışanlarını şikayet ediyorlar..

Bunları size niye anlatıyorum biliyor musunuz?

Bu insanlara söyleyin lütfen..

Bizi yine şikayet etmeye devam etsinler..

Ama fakültelere geldiklerinde işlerin aslında neden yürüyemediğini de görmeye çalışsınlar.

Mesela Bilgi edinme hattına;

”Benim 2000 liraya mal olan ameliyatım için fakülteye neden 1000 lira ödüyorsunuz?” diye sorsunlar…

 ”Modern tıbbın keşfettiği çok daha etkili tedavi yöntemleri ve Tıp Fakültelerimizde yılların emeğiyle bunları kullanmayı öğrenmiş doktorlar varken, neden sırf sizin politikalarınız yüzünden ben çağdışı yöntemlerle tedavi olmak zorunda kalıyorum diye sorsunlar”

”Başka yerlerde gösteriş için trilyonlar harcanırken neden Tıp Fakültelerini parasızlık içinde yok olmaya itiyorsunuz? diye sorsunlar”

 ”Çapa çökerse, devasa Şehir Hastaneleriniz onun yerini tutar mı sanıyorsunuz? diye sorsunlar”

En çok da..

” Başınıza bir şey geldiğinde kendinizin de koşarak bu ölüme terk ettiğiniz kuruma geldiğinizi unuttunuz mu? ” diye sorsunlar…

Çapa da akşam oluyor..

Zaten hüzünlüdür hastane akşamları..

Ama artık bir farklı..

Çapa çok badireler atlattı..

İki Meşrutiyet,

iki dünya savaşı,

sayısız darbe gördü..

hepsinden etkilendi ..

ama bu sefer farklı..

Eğer halkımız kendi fakültesine sahip çıkmazsa ..

Çapa’nın üzerine güneş batacak akşamların sayıları zannettiğinizden çok daha az kaldı..

Gerçek katil kim?

            CHP’li Demir; ‘’Sayın bakan alacağını ödemediği için Elazığ  Fırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Muhammed Said Berilgen hastanedeki makam odasında üniversiteden alacağı olan bir firma temsilcisi tarafından öldürüldü. Sormak gerekir ; Burada gerçek katil kim?

Bugün 21 Aralık Kış Gün Dönümü; Nartugan- Doğan Gün kutlu olsun. Umarım vicdanları kararmış insanlarımızın yüreklerini aydınlatır.

                Değerli Milletvekilleri ve sevgili yurttaşlarım; Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlar 2018 Bütçesinin başta yoksullar olmak üzere tüm halkımıza umut olmasını dilerim’’dedi.

MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı Demir’in konuşması üzerine bir açıklama yaptı.

                Sancaklı : ‘’Demir’in söylediği şey doğru, bu ilkokullarda, ortaokullarda ve liselerde okullar arası müsabakalar için biz de aynı şikâyetleri alıyoruz; hem yol parası olarak hem kalacakları yerlerle ilgili yeterince destek sağlanmadığı noktasında. Ben okullarla ilgili ufak bir şey söylemek istiyorum. Şimdi Millî Eğitim Bakanımız yok burada ama okullarda beden eğitimi dersi haftada bir saat ve o da seçmeli. Eğer biz çocuklarımızın spor yapmasını istiyorsak ve ilerleyen zamanlarda daha iyi yerlere gelmesini istiyorsak bu, haftalık ders programlarını mutlaka birkaç saate çıkarıp mecburi yapmalıyız. Sayın vekil de böyle bir açıklama yaptı, haklıdır kendisi ama tabii, vakit bulamadığımız için bütün her şeyi dile getiremiyoruz’’ dedi.